elektronik iletişim ve sosyal medya

Sosyal Medyanın Tarihsel Gelişimi

Sosyal medya kavramının ortaya çıkışından günümüze gelene kadar bazı tarihsel süreçlerden geçtiği görülmektedir. Yaşanan gelişmelerle birlikte sosyal medyaya yönelik birtakım değişmeler olmuştur.

Sosyal medyanın tarihsel gelişimini incelerken karşımıza çıkan ilk isim İngiliz bir bilgisayar bilimci olan Tim Berners-Lee’dir. Lee, 1989’da “World Wide Web” (www) başka bir deyişle “web”i bularak yüzyılın icatını gerçekleştirmiştir. Web; hipermetin dokümanların birbirine internet aracılığıyla bağlandığı bir sistemdir. Web tarayıcısı ile metin, resim, video vb. dökümanları bünyesinde bulunduran web sayfalarına ulaşılabilmektedir. Sosyal medyanın oluşumunda temel olan web dünyasını aşağıda kısaca özetlenen üç döneme ayırmak mümkündür (Yenice, 2017:3-4; Doğruluk, 2017:16-17):

  • 1989 yılından başlayarak 2005 yılına kadar uzanan ilk dönem “Web 1.0” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemin mucidi Tim Berners-Lee’dir. Bu dönemde internet aracılığıyla bilgiye ulaşmak mümkün olmuş ve internet sadece bilgileri okumak için kullanılmıştır. İnsanlararası etkileşim yoktur. İçeriğin yönetimi sadece kendisine ait olan web yöneticisi, web sitesinin içeriğini yönetirken hiper-metin işaret dilini kullanmaktadır.
  • İnsanların iletişim ve paylaşım ihtiyacının artması ile Web 1.0 teknolojisi kullanıcıların beklentilerine cevap veremez hale gelmiş; Web 1.0 genişletilerek Web 2.0 teknolojisi ortaya çıkmış ve bu teknoloji internet kullanıcıları için adeta bir dönüm noktası olmuştur. 2004-2016 yılları arası “Web 2.0” dönemi olarak adlandırılmaktadır. 2004 yılında Dale Dougherty, bu dönemi “hem okunan hem de içerik değiştirilen web” olarak tanımlamıştır. Tim O“Reilly bu dönemin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Web 2.0 teknolojisi kullanıcılar arasında işbirliği ve paylaşım yapılabilmesine imkan tanıyan ikinci nesil web teknolojisi olarak tanımlanmaktadır. “Sosyal web” ya da “dinamik web” olarak adlandırılan Web 2.0 teknolojisi, günümüzde yaygın olarak kullanılan bloglar, sosyal ağlar, wikiler, içerik paylaşım siteleri ve forumlar gibi sosyal medya araç ve uygulamalarını içerisinde barındırmaktadır. Bu teknolojiyi kullanarak insanlar, web tasarımı ve kodlama bilgisi ihtiyacı hissetmeden, sahip olduğu fotoğrafları, videoları, anlatmak istediği teknik ya da sosyal içerikleri, ziyaret ettikleri siteleri vb. tüm dünya üzerinde birçok kişiyle anında paylaşabilmektedirler.
  • İnternet kullanıcı sayısındaki artışa paralel olarak, internetin etkilediği çevrelerde çok yönlü değişimler olmuş, insanlar interneti daha etkin bir şekilde kullanabilecekleri yeni arayışlara girmişlerdir. Bu arayışlar sonucunda internetin insanları anlayan ve tanıyan bir platform olarak düşünülmesi fikri ile 2016 yılı sonrasında “semantik web” olarak da bilinen Web 3.0 teknolojisi ortaya çıkmıştır. Semantik web, ilk olarak world wide web’in mucidi Tim Berners-Lee tarafından düşünülmüştür. Web 3.0’ın temel yapısında otomasyon, entegrasyon ve çeşitli uygulamalar arasındaki verilerin yeniden kullanılması yer almaktadır. Kişiselleştirmenin çok fazla olduğu bu dönem, özelliklerine göre kişilerin kullandığı verilerin makineler aracılığıyla tekrar insanların önüne geldiği dönemdir. Web 3.0 teknolojisi “web içeriklerinin sadece doğal dillerde değil, aynı zamanda ilgili yazılımlar tarafından da anlaşılabilir, yorumlanabilir ve kullanılabilir bir biçimde ifade edilebileceği, yazılımların veriyi kolayca bulmasını, paylaşmasını ve bilgiyi birleştirmesini sağlamayı amaçlayan gelişen bir internet eklentisi” olarak tanımlanmaktadır.

BİLGİ: Sosyal medyanın tarihsel gelişim süreci incelendiğinde bu süreçte farklı yılları kapsayan ve birbirlerini tamamlamak amacıyla Web 1, Web 2 ve Web 3 olmak üzere üç çeşit teknolojinin kullanıldığı görülmektedir.

İnsanlardan gelen talepler ve teknolojik değişimler sonrasında belirli dönemleri kapsayan Web 1, Web 2 ve Web 3 teknolojisinin üretilmesi ve kullanılması ile birlikte sosyal medya tarihsel süreç içerisinde gelişerek bugünkü halini almıştır. Günümüzde ise; sosyal medyanın daha da geliştiği, teknolojik gelişim ile birlikte bazı değişiklikler gösterdiği ve farklı alanlarda daha farklı biçimlerde kullanılmaya başladığı görülmektedir.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; sosyal medyanın ilk temsilcisi ve tek boyutlu bir iletişim süreci olan ve tek yönlü bilgi aktarımına imkan sağlayan Web 1.0 uygulamasında, kullanıcı sadece sağlayıcının sunduğu içerikle yetinerek; içeriğe katkı sağlama, zenginleştirme, değiştirme, oluşturma ve yorum yapma vb. uygulamaları yapamamaktadır. Web 1.0’da veri içeriklerini tek bir yerden belirli aralıklarla bir kişi düzenleyebilmekte ve çoklu kullanıma izin vermemektedir. Tek boyutlu paylaşımın yetersizliğinden doğan ve kullanıcıları aktif, etken ve üretken konumda olan Web 2.0 uygulamasındaki en temel vurgu; bireylerarası iletişimin sağlanmasıdır. İnternetin yeni dönemini temsil etmek için kullanılan bir terim olan Web 3.0 ise kullanıcılar açısından farklı teknolojiler içermesi ve özellikle katılımcılık ile sembolize edilen web 2.0’a göre daha fazla kullanıcı odaklı arama sonuçları sunması bakımından farklılıklar taşımaktadır (Baycan, 2017:62).

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, her ne kadar ortak bazı özelliklere sahip olsalar da Web 1.0, Web 2.0 ve Web 3.0 arasında belirgin farklılıkların olduğu da görülmektedir. Bu farklılıklar aşağıda Tablo 2.2’de gösterilmektedir (Prasad et all, 2013:352):