elektronik iletişim ve internet

Sosyal Ağlar

Sosyal Ağlar

En son ele alınacak sosyal medya aracı sosyal ağlardır. Bazı kaynaklarda sosyal ağlar bazı kaynaklarda ise sosyal ağ siteleri olarak adlandırılan bu ağlar en basit şekilde; kullanıcıların tanıdığı ya da tanımadığı kişilerle iletişim kurabildiği ve web üzerinde bu kişilerle haber, yorum, resim vb. paylaşabildiği online topluluklar olarak tanımlanmaktadır.

21. yüzyılın en çok dikkat çeken teknolojik fenomenlerinden birisi olan sosyal ağlar, kullanıcılar arasındaki ilişkilerin geliştirildiği web siteleri olarak ifade edilmektedir. Bugün hemen tüm dünyada farklı sosyal ağ sitelerinin en çok ziyaret edilen web siteleri arasında yer aldığı görülmektedir. Bu tarz siteler, yarı biçimlendirilmiş bir formda bireylerin kişisel bilgilerinin yayımlamasına imkan vermektedir (Akar, 2010:110).

Sosyal ağlar; kullanıcıların açık ya da yarı açık profil oluşturabilmelerine, bağlantı paylaştıkları diğer kişilerin listesini ve diğerlerince hazırlanan bağlantıların listesini görmeye ve incelemeye izin veren web tabanlı hizmetler olarak tanımlanmaktadır. Sosyal ağları diğer sitelerden ayıran en önemli özellik, bireylere tanımadıkları kişilerle buluşmasına izin vermesi değil, kendi sosyal ağlarını görünür kılmalarına ve ifade etmelerine izin vermesidir (Boyd ve Ellison, 2008:211).

BİLGİ: Sosyal ağlar; kullanıcılarının tanıdığı arkadaşları ya da tanımadığı kişilerle iletişim kurmasına imkan veren ve bu kişilerle sanal ortamda haber, yorum, resim vb. paylaştığı ağlardır.

Sosyal ağlar, sosyal bir çevre oluşturmak amacıyla kurulan, büyük kitlelerin birbirleriyle yoğun olarak iletişime ve etkileşime geçtikleri elektronik ortamlardır. Bu ağlar kişilerin, kendilerine ait özel bir alan oluşturarak ağda yer alan diğer kullanıcılarla bir araya gelmelerine, video, fotoğraf, haber vb. gibi dijital ortamda paylaşılabilecek her türlü materyali birbirleriyle paylaşmalarına ve etkileşime girmelerine imkân sağlayan sanal ortamlar olarak tanımlanabilir. Sosyal ağlarda büyük çoğunlukla katılımcılar, öncelikli olarak kendi sosyal ağlarında yer alanlarla iletişim kurmaktadırlar. Sosyal ağlarda tanıdıklar bireyler açısından bir anlamda sosyal güç kaynağı olarak görülmekte ve ne kadar çok tanıdık varsa o kadar sosyal güç kazandıklarını düşünmelerine neden olmaktadır. Sosyal ağlar sadece bilgi ve belge paylaşımı için kullanılmamakta, bireylerin arkadaşlık ilişkileri kurup, bu siteler sayesinde aynı şehirde, aynı zevklere sahip diğer kişilerle grup oluşturup iletişim kurabildikleri görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında sosyal medyanın, bazı sosyal ihtiyaçların karşılanması açısından bir platform görevi gördüğü de görülmektedir (Dal ve Dal, 2014:146-147).

Tüm bu açıklamalardan görüleceği üzere, sosyal ağlar bireyleri bir araya getirerek bir yandan onların sosyalleşmelerine katkıda bulunurken, diğer yandan bilgilerini paylaşmalarını ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamalarını da sağlamaktadır.

Sosyal ağların iletişimde sağladığı bu avantajlarının yanında aşağıda sıralanan bazı dezavantajlarının olduğu da bir gerçektir (Canöz, 2016:155):

  • Sosyal ağlarda bilgi ve enformasyon transferi tek yönlüdür.
  • Açık olan veriler ve enformasyon sadece sosyal ağa üye olan kişi ve sosyal ağ sunucusu arasında olduğu için gerçekte kapalı platformlardır.
  • Sosyal ağlarda yeterince açıklık yoktur ve çoğu sitede üyelerin profillerine ulaşabilmek için diğer üyeler tarafından kabul görmek gerekmektedir.
  • Sosyal ağlar her gün yeni üyelerin katılmasıyla giderek daha da kalabalıklaşmakta, takip ve denetimi zorlaşmaktadır.
  • Birebir gerçekleşmediği için sosyal ağlarda kurulan ilişkiler, yüz yüze iletişimin üstünlüklerine sahip değildir.
  • Sosyal ağlarda kullanılan dilin genellikle İngilizce olması bazı aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bireyler arasında kişisel ya da profesyonel ilişkilerin oluşturduğu ağlar olan sosyal ağlar günlük yaşam tarzının önemli bir parçası haline gelmiştir. Kullanıcılar, sosyal ağlar üzerinden yeni iletişim ortamlarının sunduğu tüm özelliklerden yararlanmakta ve sürekli olarak paylaşım sağlamaktadırlar. Bir iletişim kanalı aracılığıyla bir araya gelen grupların en son örneklerinden biri olan sosyal ağların en önemlilerinin Linkedin, MySpace ve Facebook olduğu görülmektedir (Öztürk ve Talas, 2015:111-112).

2003 yılında Reid Hoffman tarafından ve iş ağı kurmak için “Dünyanın En Büyük Profesyonel Sosyal Ağı” sloganıyla kurulmuş olan Linkedin, tanınması gereken kişiye değer katabilecek veya bireylerin kendilerinin değer katabileceği insanları bulmasını sağlayacak bir web sitesi ve sosyal iş ağı olmanın yanı sıra, aynı zamanda sosyal ağı genişletmeyi veya derinleştirmeyi sağlayan bir sosyal medya aracıdır. Linkedin; kullanıcıların profil yaratmasına, diğer profesyoneller ile bağlantı kurmasına, grup oluşturmasına ya da var olan gruplara katılmasına izin vermektedir. Popülaritesinin büyük bir çoğunluğunu siteye üye olan profesyoneller için önemli iş fırsatları sunmasıyla elde eden Linkedin ayrıca, işletmeler için düşündükleri pozisyonlara uygun adayların belirlenmesi, çalışanlar için de iş arama ve bulma gibi insan kaynakları yönetimi kapsamında kullanılabilecek önemli özelliklere sahiptir. Ayrıca özel mesajlaşma, şirketleri takip etmenin yanında başarıları, uzmanlıkları ve iletişim bilgilerinin profiller üzerinden yayınlanmasına da imkan tanımaktadır. Linkedin bazı özelliklerini (profiline kimin baktığı ve dünya üzerindeki tüm kullanıcıların profillerini görmek vb.) kullanıcılarına ücretsiz olarak sunarken, bazı özellikleri için kullanıcılarından para talep etmektedir (bağlantısı olmayan kişilerle mesajlaşmak, nitelikli arama filtreleri oluşturmak ve otomatik arama sonuçlarını göndermek, profilleri klasörlere kaydetmek, herhangi bir profile not düşmek veya o profilin ilgilisiyle iletişime geçmek vb.) 325 milyon dolar geliri olduğunu açıklayan Linkedin, Türkçe’nin de içerisinde bulunduğu 19 dilde verdiği hizmet ile kendi alanında lider olmayı başarmıştır. iPad ve iPhone uygulamalarına Türkçe dil desteği sunan Linkedin yayınladığı basın bülteninde Türkiye’nin son 12 ayda % 97’lik büyüme kaydettiğini ve Avrupa’nın kullanıcı sayısı bakımından en hızlı büyüyen pazarı olduğunu açıklamıştır (Acar vd., 2014:23-26).

Günümüz iş dünyasında işletmelerin eleman ararken öncelikle Linkedini inceledikleri ve burada profil oluşturan kişileri araştırdıkları görülmektedir. Özellikle üniversite eğitimini tamamlayan kişilerin Linkedine üye olarak özgeçmişlerini, eğitim durumlarını ve iş tecrübelerini burada paylaştıkları görülmektedir. Linkedin, iş dünyası içerisinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir.

Bir diğer önemli sosyal ağ sitesi olan MySpace, 2003 yılında Friendster’le rekabet etmek amacıyla kurulmuştur. MySpace kullanıcılarının talepleri doğrultusunda zamanla kendi sayfalarını kişiselleştirmelerine izin vermiş ve bazı yeni uygulamalar geliştirmiştir. MySpace’in özellikle müzisyenler, fanlar, sanatçılar, gençler ve üniversite mezunları tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmektedir (Boyd ve Ellison, 2008: 216-218). 110 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan MySpace ile sanal dünyada arkadaşlık kurmak; kişisel profiller, bloglar, resimler, müzik ve videolar paylaşmak ve özellikle henüz ünlü olmamış sanatçıların ücretsiz olarak şarkılarını paylaşmak mümkündür. MySpace 2005’te Rupert Murdoch’s New Corp. tarafından 580 milyon dolara satın alınmıştır. Facebook’un ortaya çıkmasıyla birlikte MySpace eski popülerliğini kaybettiği görülmüştür (Yellice, 2017:22).

Facebook ortaya çıktıktan sonra MySpace’in eskisi kadar yoğun bir şekilde takip edilmemekle birlikte, günümüzde çoğunlukla gençlerin bu sosyal ağı özellikle müzik ile ilgili konularda paylaşım yapabilmek amacı ile kullandıkları, resimler ve videolar paylaştıkları görülmektedir.

Sosyal ağlar içerisinde en çok dikkati çeken Facebook’dur. Facebook’un sadece gençler değil, çocuklar ve yetişkinler hatta yaşı bir hayli ilerlemiş olanlar tarafından bile kullanıldığı görülmektedir. Yapılan birçok araştırma ülkemizin facebook’u en çok kullanan ülkeler arasında yer aldığını göstermektedir.

Facebook 2004 yılında Harvard Üniversitesi öğrencileri için oluşturulmuş bir sosyal ağdır. “TheFacebook” Mark Zuckerberg ve kendisini destekleyen Andrew McCollum ve Eduardo Saverin tarafından kurulmuştur. Kuruluşundan bir ay sonra, Harvard Üniversitesi nüfusunun yarısı Facebook’a kaydolmuştur. 2005 yılında ismindeki “the” kaldırılarak, sadece Facebook olarak anılmaya başlanmış ve kullanıcı sayısı o yıllarda 5,5 milyonu bulmuştur. Facebook’un başarısındaki en önemli neden onun herkesin kullanımına açık ve verdiği servislerin ücretsiz olmasıdır. Facebook’ta kişisel kullanım, her kullanıcının kendi ilgi ve profesyonellik alanında 200’e kadar sanal sayfa oluşturabilmesi ve o sayfalarda farklı kişiler ile arkadaşlık kurarak, kendi ilgisini çeken resim, bilgi ve videoları paylaşabilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Facebook, üyelerine çeşitli iş, hobi, spor, sanat, kültür ya da farklı alanlarda sayfa oluşturma ya da grup kurma imkanı vermektedir. Aynı zamanda üye arkadaş ile Facebook’un imkan sağladığı Messenger üzerinden anlık mesajlaşma da gerçekleştirilebilmektedir (Uğursoy, 2015:62-63).

Facebook sosyal ağı, başlarda yalnızca Harvard öğrencileri ile sınırlandırılmışken zaman içinde önce başka kolej, üniversite ve liselere sonra da küresel düzeyde tüm dünyada herkese açık hale gelmiştir. Facebook’un akademi dışındaki kullanıcılara açılması yalnızca kullanıcı profilini değiştirmekle kalmamış, onların sosyal ağı kullanmaya yönelik motivasyonlarını da değiştirmiştir. Dünyanın en geniş sosyal ağının yayılma hızının, medya tarihindeki diğer araçlarla karşılaştırıldığında oldukça sıra dışı olduğu görülmektedir. Sözgelimi, 50 milyon kullanıcıya radyo 38, televizyon 13, internet 4, iPod ise 3 yılda ulaşmıştır. Facebook’a ise 9 ay içinde 100 milyondan fazla kullanıcı kaydolmuştur. Sıradan bir Facebook kullanıcısı her ay 90 adetten fazla içerik üretmektedir. Sistemde her ay web linki, haber, blog postası, not ve fotoğraf albümü gibi 30 milyardan fazla içerik paylaşılmaktadır. Türkiye ayda ortalama 25 saat ile Fransa, İngiltere ve Hollanda ile birlikte 24 saatlik ortalama sürenin üzerinde bulunan dört ülkeden biridir. Hem Avrupa’daki en geniş sosyal ağ (%92,2) hem de en geniş Facebook (%90,4) penetrasyonuna sahip olan Türkiye, Avrupa ortalamalarının (%63,6 Facebook, %84,4 sosyal ağ) oldukça üzerindedir (Köseoğlu, 2012:63).

BİLGİ: Ülkemizde en çok takip edilen sosyal ağın Facebook olduğu görülmektedir. Çok hızla yayılan facebook her geçen gün artan kullanıcı sayısı ile diğer sosyal medya araçları içerisinde adeta rakipsiz bir hale gelmiştir.

Facebook, diğer sosyal ağlar içerisinde en çok takip edilen ağ olmanın dışında en kısa zamanda en fazla gelişme gösteren ağ olma özelliğini de taşımaktadır. Kurulduğu günden bu yana yaptığı bazı değişikliklerle tüm dünyada yaygın bir kullanıcı ağına sahip olan Facebook’un daha uzun yıllar bu popülerliğini sürdüreceği düşünülmektedir.

Sosyal medya araçları ile ilgili tüm yapılan açıklamalardan sonra Dijital pazarlama ajansı We Are Social’ın Hootsuite ile işbirliği yaparak 238 ülkeden toplanan verilerle hazırladığı 106 sayfalık raporun sonuçları üzerinde durmanın sosyal medya araçlarının kullanım yoğunluğunu ortaya koymak açısından yararlı olacağı düşünülmektedir. 2017 yılını kapsayan bu raporda, internet ve dijitalin gelişimi ile ilgili güncel bilgiler, istatistikler ve trendler yer almaktadır (http://www.dijitalajanslar.com/internet-ve-sosyal-medya-kullanici-istatistikleri-2017/).

İlgili raporun sonuçlarına göre Türkiye’deki mobil kullanıcı sayısı 71 milyon, sosyal medyaya mobilden bağlanan kullanıcı sayısı ise 42 milyondur. Türkiye’de 2016 Ocak ayından bu yana internet kullanıcı sayısının %4 ile 2 milyon, aktif sosyal medya kullanıcısı sayısının ise %14 ile 6 milyon arttığı görülmektedir. Ülkemizde sosyal medyayı mobilden kullanan kişi sayısı ise son bir yıl içerisinde %17 oranında artmıştır. Kullanıcılar gün içerisinde ortalama 7 saatini bilgisayar karşısında, 3 saatini telefon üzerinden internete bağlanarak ve 3 saatini de sosyal medya platformlarında geçirmektedir. Türkiye’nin web trafiğine göre; bilgisayar üzerinden ziyaretlerin %29 oranında gerileyerek %36’ya düştüğü, mobil trafiğin ise %33 oranında artarak %61’e çıktığı görülmektedir. Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya kanalında ilk sırada Youtube’un yer aldığı ve onu küçük bir fark ile Facebook’un takip ettiği görülmektedir. Diğer popüler sosyal medya kanalları ise Instagram ve Twitter’dır (http://www.dijitalajanslar.com/internet-ve-sosyal-medya-kullanici-istatistikleri-2017/). Tüm dünyada ise, sosyal medya platformları arasında Facebook’un bu yıl da oldukça büyük bir farkla en önde yer aldığı görülmektedir. Facebook bu hakimiyetini ikinci ve üçüncü sırada yer alan Messenger ve Whatsapp uygulamaları ile sürdürmektedir. 4. sırada ise Youtube yer almaktadır (http://www.dijitalajanslar.com/internet-ve-sosyal-medya-kullanici-istatistikleri-2017/).

Tüm bu açıklamalardan görüleceği üzere, Türkiye sosyal medya araçlarını yoğun bir şekilde kullanan ülkeler arasındadır. Ülkemizde her geçen gün sosyal ağları kullananların sayısının arttığı ve hem sosyal yaşamda bireylerin, hem de iş dünyasında işletmelerin farklı amaçları gerçekleştirmek üzere bu ağlardan yararlandıkları görülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir