elektronik insan kaynakları süreci ve yönetimi nasıl olur

E-İLETİŞİM VE ETİK

Siber Suçlar ve Siber Zorbalık

Bilişim teknolojilerinin etiğe ve yasalara aykırı şekilde kullanılması sonucunda ortaya çıkan kavramların başında gelen siber suçların ve siber zorbalığın; bilgisayarlar, akıllı telefonlar vb. kullanımının birçok kişi tarafından yaygın bir şekilde kullanımı sonucunda her geçen gün gittikçe daha da arttığı görülmektedir.

Siber suçlar (bilişim suçları), ile ilgili herkesin ortak bir uzlaşmaya vardığı genel bir tanım olmasa da en geniş kabul gören tanımın; Avrupa Ekonomik Topluluğu Uzmanlar Komisyonu’nun Mayıs 1983 tarihinde Paris Toplantısı’nda yapmış olduğu “bilgileri otomatik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde gayri kanuni, gayri ahlaki veya yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranış” olduğu görülmektedir. Dünya bilişim suçları olgusu ile 1960’lı yılların sonunda tanışmıştır. Kişisel verilerin toplu olarak işleme tabi tutulduğu veri bankalarının oluşması sonucunda, gizliliğe karşı birtakım sorunlar ve tehdit sayılabilecek davranışlar başlamış; ilk olarak bilgisayar manüpülasyonu, sabotaj ve casusluk suçlarının işlenmeye başladığı görülmüştür. 1970’lerde bilişim ağlarının kullanılmaya başlaması ile ise hackleme türünden bilgisayar korsanlığı fiillerinin, 1980’lerde ise kişisel bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla program korsanlığı fiillerinin artış sağladığı görülmüştür. Aynı süreçte bankacılık işlemlerinde ATM’lerin kullanılmaya başlanması banka kartları ile ilgili işlenen suçları da beraberinde getirmiştir. World Wide Web ile birlikte ticari ve kişisel bilgiler başta olmak üzere pek çok değer, dünya genelinde ülke sınırı tanımadan saldırıya açık hedef haline gelmiştir (Altunok ve Vural, 2004:75-76).

DİKKAT: Siber suçların literatürde sanal suçlar ve bilişim suçları, elektronik suç, bilgisayar suçları, dijital suç, teknoloji suçu gibi isimlerle ele alındığı da görülmektedir.

Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler daha önce var olmakla birlikte, bilişim teknolojilerinin sağladığı imkanlarla daha kolay yapılmaya başlanan hırsızlık vb. suçların yanı sıra, kredi kartı dolandırıcılığı, kişi ya da kurumlara zarar verme amacıyla yanlış ve asılsız bilgiler yayma, hakaret ya da sistemleri çökertmeye yönelik eylemlerde bulunma, virüslü yazılımlarla kişilere ya da kurumlara zarar verme gibi yeni suçların da işlenmeye başladığı görülmektedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte, zimmete para geçirme, bilgi çalma ya da bir sisteme uzaktan erişimle işlevsiz hale getirerek kişi ya da kurumlara zarar verme gibi suçlar artık daha hızlı ve daha kolay yapılabilir hale gelmiştir. Çalınan bilgi, bir işletmenin müşterilerine ilişkin veriler olabileceği gibi işletmenin ticari sırlarına yönelik de olabilmektedir. Avrupa Konseyi’nce hazırlanan 23 Kasım 2001 tarihli Siber Suçlar Sözleşmesi’nde siber suçlar; “işlenmesi için bir bilgisayar sisteminin bulunmasının zorunlu olduğu suçlar olarak” tanımlanmıştır. Sözleşmenin; kasten ve haksız olarak bilgisayar sistemlerine erişme, verileri silme, bozma, değiştirme; bir bilgisayar sisteminin işleyişini ciddi bir biçimde engelleme; erişim şifrelerini izinsiz bir şekilde üreterek bunları satma ve dağıtma; verileri değiştirerek, silerek ya da işleyişine müdahale ederek kendisine ya da başkasına ekonomik kazanç sağlamak amacıyla diğer bir kimsenin mal varlığında kayıplara neden olma, bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi üretme, bunları sunma, elde edilebilir kılma ve dağıtma; her ülkenin kendi iç hukukunda belirlediği telif haklarına ve bağlantılı haklara tecavüz etme vb. eylemleri suç olarak belirlediği görülmektedir (Dedeoğlu, 2006:3).

Siber suçlarla birlikte son yıllarda daha çok duyulmaya başlayan siber zorbalık ise; sanal ortamda modern iletişim araçlarının kullanılması aracılığıyla, tanıdık ya da tanımadık kişilere kasıtlı olarak hakaret edilmesi, aşağılanması, dışlanması, tehdit, teşhir ya da rahatsız edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle siber zorbalık, web siteleri, anlık mesajlaşma, bloglar, sohbet odaları, cep telefonları, elektronik posta ve kişisel çevrimiçi profiller aracılığıyla diğer bireylerin tehdit edilmesi, aşağılanması veya onlara cinsel içerikli resimler, mesajlar vb. gönderilmesi olarak da tanımlanmaktadır (Eroğlu, 2011: 9). Çoğu durumda kimliğini gizleyen saldırganın bu davranışlarının oldukça uzun bir süre devam ettiği ve gittikçe daha da şiddetlenerek arttığı görülmektedir. Bir eylemin siber zorbalık olarak adlandırılabilmesi için bilgisayar, cep telefonu ve diğer elektronik araçlar kullanım şartıyla birlikte aşağıdaki özelliklere de sahip olması gerekmektedir (Bayram ve Sağlı, 2013:107-108).

  • Israr Edicilik: Bir davranışı yapmak için önceden tasarlama.
  • Tekrar Etme : Zorba davranışları aynı biçimde ve sürekli olarak gösterme.
  • Zarar Verme: Başkalarına acı çektirme amacı ile bilinçli olarak zarar verme.

Teknolojinin getirdiği imkanlar ve gençlerin teknolojiyi daha yaygın olarak kullanmaya başlaması ile geleneksel zorbalık kavramının genişlemesi ve teknoloji üzerinden zorbalık yapmaya imkan tanıması ile ortaya çıkan siber zorbalık; bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba, özel ya da tüzel bir kişiliğe karşı yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarının tümüdür. İsimsiz çağrılar, gizli kimlikle gönderilen yararsız (spam) e-postalar, hakaret ve tehdit içeren, bir kişi ya da grubu karalamak için e-posta ya da kısa mesajlar ile yayılan ses, görüntü ve metinler, virüslü e-postalar vb. eylemler siber zorbalık örnekleridir. İki çeşit siber zorbalık bulunmaktadır: İlki olayın daha çok teknik yönünü içeren elektronik zorbalık (electronic bullying), diğeri ise olayın daha çok psikolojik yönünü içeren elektronik iletişim (e-iletişim) zorbalığıdır (e-communication bullying). Elektronik zorbalık kişilerin şifrelerini ele geçirmek, web sitelerini hacklemek, spam ya da bulaşıcı e-postalar göndermek gibi teknik olayları içerir. Elektronik zorbalık, bireysel yapılabileceği gibi birçok kişi tarafından organize bir şekilde aynı anda da yapılabilmektedir. Bu tür saldırılar kişilerin sahip olduğu web sitelerine yapılabildiği gibi büyük kurum ya da devletlere ait yazılım ya da sitelere yönelik de olabilmektedir. Bu saldırılar direk olarak donanım ve yazılımlara dolaylı olarak da kişilerin duygularına etki etmektedir. E-iletişim zorbalığı ise bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak kişileri sürekli rahatsız etme (cyber-stalking), kişilerle alay etme, isim takma, dedikodu yayma, internet üzerinden kişiye hakaret etme ya da kişinin rızası olmadan fotoğraflarını yayınlama gibi ilişkisel saldırı davranışlarını içermektedir. Bu durum direk olarak duyguları etkilemektedir (Arıcak, 2012:103-104).

BİLGİ: Siber suçlar; bilişim teknolojileri kullanılarak kanuna ve ahlaka aykırı ya da yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranıştır. Bir tür siber suç olan siber zorbalık ise; bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma yolu ile tanıdık ya da tanımadık bir birey ya da gruba, özel ya da tüzel bir kişiliğe karşı teknik ya da ilişkisel olarak zarar verme davranışları olarak tanımlanmaktadır.

Siber zorbalık bilgisayar ve cep telefonları aracılığı ile yapılmaktadır. İnternette zorbalık yapan kişi tarafından kurbanın kişisel web sitesine, sohbet odalarına, online duyuru panolarına; açık saçık, müstehcen, onur kırıcı, utandırıcı iftira dolu mesaj ve postalar yollanmaktadır. Benzer şekilde düşmanlık taşıyan mesaj veya resimler kurbana cep telefonu aracılığı ile de gönderilmektedir. Günümüzde birçok kullanıcı yasal olarak cep telefonu taşımakta bu da kötü niyetli kişilerin korkutucu ve tehdit edici mesajlar yollamasını kolaylaştırmaktadır. Bu mesajların hızlı bir şekilde, kim tarafından gönderildiği belli olmadan, geniş bir izleyici kitlesine ulaştırılabilmesi teknoloji kullanımının toplumda en fazla endişe yaratan boyutudur. Benzer şekilde neredeyse her on ergenden sekizi evinde internete bağlanmakta, bu nedenle siber zorbalık ergenlere okul saatleri dışında akşamları ve hafta sonları bile zarar verebilen bir saldırı haline gelmektedir (Aksaray, 2011:407).

Yukarıda kısaca özetlenen etik olmayan davranışların giderilmesinde hem kullanıcılara, hem işletmelere hem de devlete büyük sorumluluklar düşmektedir. Kullanıcıların etik değerlerin önemi konusunda üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi, etik dışı davranışlarda bulunmamaları için ahlaki konudaki duyarlılıklarını artırmaları, meslek ve iş ahlakı yönünden kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. İşletmelerin etkin bir güvenlik sistemine sahip olması, bilişim teknolojilerine yönelik dikkat etmeleri gereken etik davranışlar konusunda çalışanlarını eğitmeleri ve bilinçlendirmeleri bunun yanında devletin de, bilişim suçlarını önlemeye yönelik gerekli yaptırımlar ve cezai uygulamalar konusunda gösterdiği çabaları etkin bir şekilde sürdürmesi ve e-iletişim sürecinde etik olmayan davranışlar konusunda vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarını artırmasının bu noktada önemli olacağı düşünülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir